4T Psikoeğitim Modelinin Bilişsel Davranışçı Terapiye Entegrasyonu: Zarar Verme Temalı Obsesif-Kompulsif Bozukluk Üzerine Bir Olgu Sunumu

4T Psikoeğitim Modelinin Bilişsel Davranışçı Terapiye Entegrasyonu: Zarar Verme Temalı Obsesif-Kompulsif Bozukluk Üzerine Bir Olgu Sunumu

Dr. Klinik Psikolog Taha Burak Toprak tarafından yürütülen ve Clinical Case Studies dergisinde yayımlanan yeni çalışma, zarar verme temalı Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB) tedavisinde yenilikçi bir yaklaşımı ele alıyor. “Integrating the 4T Psychoeducational Model Into Cognitive-Behavioral Therapy: A Case Study of Harm-Related Obsessive-Compulsive Disorder (4T Psikoeğitim Modelinin Bilişsel Davranışçı Terapiye Entegrasyonu: Zarar Verme Temalı Obsesif-Kompulsif Bozukluk Üzerine Bir Olgu Sunumu)” başlıklı makale, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Maruz Bırakma-Tepki Önleme (ERP) süreçlerine 4T Psikoeğitim Modeli’nin entegre edilmesinin klinik etkilerini detaylandırıyor.

Çalışma, zarar verme içerikli yoğun obsesyonları ile buna eşlik eden kaçınmalar ve kontrol kompulsiyonları yaşayan 22 yaşındaki bir danışanın 30 seanslık terapi sürecine odaklanmaktadır. Tedavi sürecinde merkezî bir rol oynayan 4T Modeli; istem dışı zihinsel süreçler olan tahayyül, tevehhüm ve taakkul ile istemli bir onaylama olan “tasdik” arasındaki farkı vurgulamaktadır. Bu ayrım sayesinde danışanın yaşadığı “düşünce-eylem kaynaşması” ve “aşırı sorumluluk algısının” azaltılması amaçlanmıştır.

4T Psikoeğitimi ile Bilişsel Yeniden Yapılandırma ve Ölçüm Sonuçları

Süreçte uygulanan 4T psikoeğitimi, danışanın zihnine kontrolü dışında gelen “girici düşünceleri” ahlaki birer yükümlülük yerine, sadece istem dışı zihinsel olaylar olarak konumlandırmasına yardımcı olmuştur. Bu yaklaşım, danışanın düşünce içerikleriyle kişisel sorumluluğu arasında kurduğu hatalı bağı yeniden yapılandırmasını sağlamıştır.

Tedavi sonunda yapılan değerlendirmelerde, danışanın OKB, depresyon ve anksiyete ölçümlerinde klinik olarak anlamlı düşüşler saptanmıştır. Danışandan alınan nitel geri bildirimler, 4T modelinin girici imgeleri tehdit olmaktan çıkardığını ve “düşünmenin eyleme geçmekle aynı şey olmadığını” fark ettirdiğini ortaya koymuştur. Takip ölçümlerinde ise kazanımların büyük oranda korunduğu gözlenmiştir.

Özgün Katkı: Dini İçerik Dışındaki Obsesyonlarda 4T Etkisi

Bu olgu sunumunun en dikkat çekici bulgularından bir tanesi, başlangıçta dini obsesyonlar (scrupulosity) için geliştirilmiş olan 4T Modelinin, herhangi bir dini içerik taşımayan “zarar verme” obsesyonlarında da BDT sürecini güçlendiren etkili bir çerçeve sunduğunu göstermesidir. Model, düşünce-eylem ilişkisinin zorunlu olmadığını vurgulayarak, standart BDT protokollerine entegre edilebilecek güçlü bir bilişsel araç sunmaktadır.

Kültür ve değere duyarlı psikoeğitimin OKB tedavisindeki kritik katkısına dikkat çeken bu çalışmanın tam metnine aşağıdaki bağlantı linkinden ulaşabilirsiniz

https://journals.sagepub.com/doi/10.1177/15346501261418652